TEKDER

Teknik Elemanlar Derneği Genel Merkezi


İçeriğe git

GUNDEM (1915)

AKTİVİTE

     
 


KONFERANS



TEKDER'DE "1915 OLAYLARI" MASAYA YATIRILDI

 




TEKDER
– Teknik Elemanlar derneğinin bu hafta ki konuşmacıları “1915 Ermeni olayları ve Ermeni sorununu” Teknik elemanlar için masaya yatırdılar.
İki genç kuzen Murat ve İbrahim Kıraç, Ermeni sorununu hazırladıkları slâytlarla dinleyicilere takdim ettiler.
Konunun en önemli yönü, konferans notları ve slâyt resimlerinin, tamamen Ermeni kaynaklarından alınıyor olmasıydı.
Kuzen Kıraçlar, konferanslarına Fransa’nın meclislerinde almış olduğu “inkâr yasası” adı da verilen “
Türkler soykırımı yapmamıştır” diyenlere verilecek cezaları muhtevidir (içermektedir)
Konuşmacılar; “Yüzyıllar boyunca Osmanlı idaresi altında yaşamış olan Ermeniler, toplumun bir parçasını oluşturmuşlar, çeşitli devlet görevlerinde ve hatta en yükseklerinde bulunmuşlardır. İçlerinden birçoğu ticaret, musiki, edebiyat, mimari vs. gibi alanlarda önemli işler başarmışlardır. Sosyal ve iktisadi hayatta kazanmış oldukları bu statü sayesinde, Türklerle rahatça uyum sağlayarak, en nüfuzlu reaya (vatandaş) konumunda sayılmışlardır.
Öyle ki Ermenilerin görev yaptığı yıllarda, Osmanlı Devleti’ndeki durumlarını gözlemleyen Alman Generali Moltke, onlar için; “Bu Ermenilere, hakikatte Hıristiyan Türkler denilebilir. Rumların kendi benliklerini korumalarına rağmen Ermeniler, Türk adetlerini ve dilini benimsemişlerdir. Bir Ermeni kadınını sokakta bir Türk kadınından ayırmak mümkün değildir”. Bu konumları ile Ermeniler, “
Sadık-ı tebaa - Sadık insanlar“ olarak vasıflandırılmışlardır” demişlerdir.


TEHCİR OLAYI
“Osmanlı’da çok yüksek bir değere sahip olan Ermeniler, nasıl oldu, ne oldu da tehcir’e (yer değiştirmeye) tabi tutuldular?
Bunun tek izahı, 19.yy.ın ikinci yarısından itibaren Avrupalıların, Osmanlıda ki gayr-ı Müslim (Müslüman olmayan) tebaa üzerindeki kışkırtıcı faaliyetlerine kanan Ermeniler, yaşadıkları vatana düşmanca bir tavır alamaya ve çeşitli isyanlar çıkarmaya başladılar. Bilhassa 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı esnasında, Ruslar’ın bağımsızlık vaatlerine kapılarak bir Ermeni Meselesi’nin doğmasına sebep oldular.
Sarayda
“Mabeyn başkâtibi (Sultanın özel kalem müdürü) makamını alan Tahsin Paşa’nın “Yıldız Hatıraları” adlı kitabında, “Ermeni ayaklanmasında Ermeni Papazların büyük rolü olduğunu ve kiliselerinde ibadetten ziyade fesat ve şekavete hizmet ettiklerin, haber almıştık, demektedir.

Nihayet bir gün kendi aralarından tedarik ettiğimiz (bulduğumuz) bazı vasıtalar bize, bu silahların Beyoğlu’nda Ermeni kilisesinin duvarlarına sakladıklarını bildirdiler. Bunun üzerine Zaptiye Nazırına haber gönderildi. Bir heyet marifetiyle kilise basılarak bazı duvarlar yıkıldı. Böylece silah depoları meydana çıktı.

Bir ibadethaneyi, eşkıya tahassungahı (karargâhı) haline sokan Ermeni ihtilalcıların bu fesat ve hıyanetleri, Sefaretlerden celbedilen (davet edilen) zevata (kişilere) gösterildi ve bir zabıt varakasıyla kayda alındı, demektedir.

Ülkenin asayişi ile yükümlü komutanlarımız Dâhiliye Nezareti’ne 2 Mayıs 1915’te başvurarak “
İsyankâr Ermenileri ve ailelerini Rusya hududu dâhiline sürmek yahut meskûn Ermenileri Anadolu dâhiline muhtelif yerlere dağıtmak lazımdır. Bu iki şıktan münasibinin iltihabı ile icrasını rica ederim” demişlerdir.
ERMENİLER GENÇLERİ KIŞKIRTIYORLAR
28 Ağustosta ise Dâhiliye Nezareti, diğer hususların yanı sıra, tehcir edilenlerin sağlık durumlarının kontrol edilmesini, hastalara, hamile kadınlara ve bebeklere ihtimam gösterilmesini emretti. Aynı yazı hasta kadın, çocuk ve yaşlıların demiryoluyla, geri kalanların ise atlarla ve arabalarla sevk edilmelerini; her kafileye yiyecek stoku sağlanıp muhafız birliklerinin refakat etmesini kayda bağlıyordu.

Devamla Müslüman halkın muhtemel saldırılarına karşı emniyet tedbirleri alması, bu konuda teşebbüsüveya ihmali görülenlerin Divan-ı Harbe verilmeleri vurgulanmıştır.(2)

Görüldüğü gibi Osmanlı, Almanya’da Hitlerin Yahudilere (Polonya Çingenelerine) yaptığı gibi onları insan yakan fırınlara atmamış, bilakis tehcir esnasında korunmaları için yanlarına muhafızlar vermiştir.

Ermeniler, bir Türk tren katarını göstererek, “
Türkler de Hitler gibi atalarımızı fırınlarda yakmaya götürüyorlar” diyerek kışkırtmaktadır.

Kendi katlettikleri toplu Müslüman mezarlarını, kendi atalarının mezarları gibi gösterme açıkgözlülüğünü sergilemektedirler.

Bir Türkiye haritası üzerinde bütün Anadolu’da tehcir yollarını kırmızı ile işaretleyen Ermeniler, Trabzon civarında “Türkler binlerce atamızı gemilerle denize götürerek onları denize atmışlar ve boğarak öldürmüşlerdir” demektedirler.

Ermenistan devlet armasında bir takım hayvan figürlerinin ortasında bir dağ remi, dağın üzerinde de bir gemi resmi görülmektedir. Bu armasıyla Ermeniler komşusu Türklerin topraklarına göz dikmekte ve bu dağ ve gemi, “
Ağrı dağı ile Nuh’un gemisidir” diyerek açıklama yapmaktadırlar” demişlerdir.




TEKDER Basın Komisyonu

     

Ana Sayfa | HAKKIMIZDA | YÖNETİM | İLETİŞİM | GÜNDEM | AKTİVİTE | DERNEK DATA | ŞUBELER | NOSTALJİ | KARİYER | BASIN DUYURULARI | FOTOGRAFLAR | ZİHNİ SİNİR PROJELER | KARDEŞ KURULUŞLAR | Site Haritası


Alt-Menu:


İçeriğe geri dön | Ana menuya dön