| |
BASINA VE KAMUOYUNA
11 Mart Pazar gecesiEsenyurt’ta bir Alışveriş Merkezi inşaatına ait çadırlarda meydana gelenyangın sonucu vefat eden 11 işçi kardeşimize Allah’tan rahmet ve kederliailelerine başsağlığı dileriz.
Bilinmelidir ki buyangında, yangına dayanıklı olmayan çadırların kullanılması, çadırların yeterliçıkış kapısına sahip olmaması, yangın tüplerinin boş olması, tedbirsiz birşekilde ısıtma sisteminin elektrikli ısıtıcılarla sağlanması ve ısıtıcılar içinuygun kabloların kullanılmaması gibi bir ihmaller zinciri söz konusudur.Dolayısıyla bu yangını elim bir iş kazası olarak yorumlayıp buna binaen süreciyönetmek doğru değildir. Bir olayı kaza olarak yorumlayabilmek için olayın birmüstesna tarafı söz konusu olmalıdır. Eğer ülkemizde işçi barınağı olaraksadece Kayı İnşaat firmasının yüklenicisi olduğu bu şantiyede plastik çadırkullanılıyorsa ve sadece bu şantiyede ısıtıcı olarak Elektrik sobasıkullanılmışsa buna bir kaza diyebilirdik. Oysa benzer yangınlara daha acısıtaze olan Van depremi sonrasında da şahit olmuştuk.
İşçilerin güvenliğinin sağlanması vesağlığının korunmasında en büyük yasal yükümlülük Çalışma ve Sosyal Güvenlikbakanlığında olduğu halde, ilgili bakanlık ancak talihsiz olaylar yaşandıktansonra müdahil oluyor. Oysa inşaatlara ruhsat verilme aşamasında ve sonrasındailgili kurumlar belli aralıklarla şantiye alanlarını, işçi ve diğer teknikpersonelin barındığı alanları denetleyip işçi güvenliği ve sağlığı açısındangerekli tedbirlerin alınıp alınmadığını denetleyip gerekli önlemlerinalınmasını sağlamalıydı.
Öte yandan İnşaatınyüklenicisi durumunda bulunan Kayı İnşaat yaptığı basın açıklamasında nedenolduğu yangından ötürü kamuoyundan özür dilemesi beklenirken, bütün suçu altyüklenici firmaya atarak kendini aklamaya çalışmıştır. Oysa yasal mevzuata göre(4857 Sayılı İş Kanunu Madde 2) Asıl İşveren – Alt İşveren ilişkisibulunan inşaat projelerinde İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin sorumluluklarıntümü ile alt işverene devredilemeyeceği açık bir şekilde mevcuttur. Asıl İşverenolan Kayı İnşaat, Alt İşveren olan Kaldem İnşaat ile beraber bu ihmalinhesabını mutlaka vermelidir. Mutlaka işçi ailelerine yüklü tazminatlar ödenmelive ödemeler işveren ve alt işverene pay edilmelidir. Alt işverenleriylegerçekleştirdiği projeleri kendi portföyüne aktarırken alt işverenlerin adını anmayan firmalarIn olumsuz durumlarda hemen alt işvereni öne sürmeleri toplumdaki ahlaki yozlaşmanın ne boyutta olduğunu acı bir şekilde göstermektedir.
Bilhassa İstanbul’daki şantiyelere baktığımızda birçok şantiyede işçilerin barındırıldığı yerlerin durumu içler acısı. İşçiler sağlıksız ve güvensiz çadırlarda barındırılmakta, yemekhaneler ve yıkanma yerleri hastalıklara davetiye çıkarır durumda. Vicdanımıza, kültürümüze, inancımıza uymayan birdiğer durum da işçiler ile teknik personel ve ana firma çalışanları ile taşeronfirma çalışanları arasındaki sınıf ayırımıdır. Teknik personel veya ana firma çalışanları ile işçi ve taşeron firma çalışanları arasında yemekhaneler ve barınma yerleri konusunda belirleyici bir fark göze çarpmaktadır.
Bu olayla beraber acilen gündeme getirilmesi gereken bir konuda iş güvenliği ve işçi sağlığıylailgili eğitimlerin işçilere de verilmesi gerekliliğidir. Eğitimsiz insanların dahaçok inşaat işlerini tercih ettiği kamuoyunun malumudur. Yazık ki ülkemizde hala“eğitimli işsiz” ve “eğitimsiz işçi” garabeti devamediyor.
Tekder İstanbulŞubesi konu ile ilgili çözüm önerilerini ayrıntılı olarak kamuoyu veyetkililerle paylaşacaktır. Ancak çözüm için vazgeçilmez kabul ettiğimiz bazımaddeleri burada da vurgulamayı gerekli görüyoruz:
İnsana değerveren çözümler üretmeliyiz. Çalıştırdığımız işçiler de tıpkı bizim gibi insandırlar ve bizimkardeşlerimizdirler. İşçisine yemek çay ısmarlayan, onu evinde misafir eden Anadolu geleneğini ne kadar çabuk kaybediyoruz.
Çözüm üretirken adaleti gözetmeliyiz. Bu kadar büyükbir gelir merkezi inşa ederken çalışanlara içlerinde insanca yaşayabilecekleribir konteyneri çok görmek hem firma adına hem de denetim sistemi ve yasalarımız adına büyük bir adaletsizlik ve ayıp göstergesidir.
Çözümlerimiz yerel şartlara, çevreye ve iklime uygun olmalıdır. Çadır çözümü kış şartları çok ağır geçen ülkemizeuygun bir çözüm değildir. İşçiler için yangına dayanıklı konteynerlerinkullanılması, yangını önlemeyle ilgili gerekli tedbirlerin alınması( kalan kişisayısına göre yeterli kaçış kapısının olması, dolu vaziyette yangın tüplerininbütün mahallerde bulundurulması, duman detektörlerinin her kapalı alandabulundurulması, yanıcı ve parlayıcı özelliği olan tüplerin vs gaz içerenmalzemelerin ortamda bulundurulmaması, ısıtma sisteminin elektrikle değil katıyakıtlı ya da gaz yakıtlı merkezi kazan sistemiyle sağlanması vs) vicdani bir sorumluluktur. İnsanları açlık, donmak ve yanmak arasında bir tercihe zorlamakçok Nemrudi bir davranış örneğidir.
En zor şartlardadahi daha iyiyi aramaktan vazgeçmemeliyiz. Elektrikli ısıtıcı yerine şuurlu davranıp yağlı radyatör tercih etmekçok maliyet arttırıcı bir tercih olmasa gerektir.
Bu gibi bir elim olaya bir daha mahal vermemek için yapılması gereken, bir taraftan insancabarınmayı sağlayacak bir yasal zemin oluşturmak için çalışırken öte taraftanmevcut yasaları insan sağlığını önceleyerek uygulamak ve denetlemektir. Vatandaşolarak bizler de yararlandığımız mekânlar ve tükettiğimiz ürünler hususunda sorgulayıcı olmalıyız.
Bu konuda tümyetkililerin sorumlulukları bulunduğunu belirtiyor, bu olumsuz sürecin tümteknik elemanlar adına takip edileceğini kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
|
|
| |
TEKNİK ELEMANLAR DERNEĞİ İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI
Oğuzhan Cad. Oğuzhan İşhanı No:17 Kat:5 Daire:14 Fındıkzade / İSTANBUL
Tel: (541) 525 8040 - (0212) 532 03 75 Faks: (0212) 533 17 81
tekderistanbulBlogspot ,tekderistanbulFacebook, tekderistanbulTwitter
www.tekderistanbul.org |
|